“26 Ekim 2023
Ölmedim Lotte! İnanır mısın, ruhum binlerce ve onbinlerce kişiye dağıldı. Sana olan aşkım milyonlarca kişinin yüreğini sızlattı. Sayılara önem vermezsin bilirim, bil istedim. Binler, on binler, milyonlar ve nicesi, tüm bu çokluklar bazen tek bir kişiden küçük olabiliyor. Ağlama, çünkü ağlamak meleklere ve özellikle de senin gibi meleklere hiç yakışmıyor. Sevgiyle kal…
Werther’in.”
— Caner Taş
İşte böyleydi Werther’in yıllar sonra Lotte’sine yazdığı mektup. Tüm süslerden uzak, bir şeyler söylemek istiyor gibi ama çekingen ve biraz da korkak bir mektup…
Werther, Lotte, Albert, Wilhelm ve hatta yazarımız Goethe bile Werther’in yazgısındaki bozukluğu hiçbir zaman düzeltmek için çaba göstermediler. “Yapma, etme” demek veya gidip de uzaklaştırmak böylesine berrak bir kalbi çamurla boyamak kadar korkakça bir harekettir.
Werther, her zaman haklı olmayabilir. Dünya onun etrafında dönmeyebilir ama şu bir gerçek ki Werther en sevdikleri tarafından göz göre göre intihara sürüklenmiş biridir. Bazen sözlerin hiçbir kıymeti yoktur. Tek yapmanız gereken Werther’inizin elinden tutup kendinize doğru yani dünyanın mutlu ve dört mevsim güneşli tarafına doğru çekmektir. “Sana ne!” diyebileceğini bile bile, gerekli bir anda, uçurum kenarından zorla vazgeçtirebileceğiniz biriniz yoksa milyon tane tanıdığınız olsa bile hiç arkadaşınız yok demektir.
“Dört yanım puşt zulası, dost yüzlü, dost gülücüklü.
Cıgaramdan yanar, alnım öperler. Suskun, hayın, çıyansı.
Dört yanım puşt zulası, dönerim dönerim çıkmaz.
En leylim gecede ölesim tutmuş, etme gel, ay karanlık…”
— Ahmed Arif
İşte böyle… Tüm arkadaşlıklarımız sahteyse bile aşkınız korkak ve çekingen olmasın. Eğer birinin Lotte’si veya Ahmed Arif’in şiirindeki beklenenseniz, çekinmeyin. Lütfen gelin…
Bunca lafın ardından aklıma bir söz geliyor…
“Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.”
— Oğuz Atay
Diyeceklerim bu kadar dostlarım. Zaten fazla söz etmek aşkı bile çürütür. Gidiyorum, kim bilir ne zaman görüşeceksiniz aklımın ve kalbimin sizin için akmış olan mürekkebiyle. Kurumadan okuyun, kurumadan anlayın. Kurumadan sevin, sarmalayın. Çünkü güzel dostlarım; mürekkep kuruduktan sonra hiçbir şiir bir daha aynı anlamı taşımaz. Hiçbir aşk ilk hali gibi deli dolu, kocaman ve ışıltılı olamaz. Hiçbir şey değişmeden, bitmeden, küçülmeden yetişmeye çalışmalıyız. Ümidimiz, mürekkebi kurumadan yaşamayı becerebilmek olmalıdır.
Sevgiler ve saygılar…